+90 (506) 112 13 66 bilgi@sematekin.com.tr

STRES

YÖNETİMİ

Günlük hayatın akışında sıkça kullanılan, dilimize yerleşmiş bir kelime olarak stres, herkes için farklı anlamlar taşımaktadır. Örneğin, bir çiftçi, hava durumundaki değişkenliği stres olarak yaşarken; bir işçi de maaşının zamanında ödenmemesini stres olarak değerlendirmektedir. 

Stres, insanlar tarafından genellikle olumsuz olarak değerlendirilen bir durumdur. Oysa stresin organizma üzerinde olan olumsuz etkilerinin yanı sıra olumlu yanları da vardır. Bunlar herkes için değişkenlik göstermekle birlikte, makul seviyede yaşanan stres kişide fiziksel ve ruhsal değişimlere, büyümelere ve olgunlaşmaya yol açmanın yanı sıra kişinin zorluklarla baş etme gücünü arttırıp, hedeflerini gerçekleştirmesinde yardımcı rolü üstlenebilmektedir.

Bu ayrım verimli stres ve zararlı stresin arasındaki farktan gelir. Günlük hayatımızda yaşadığımız endişe ve kaygı duyguları gibi duygular bazı insanlarda yoğunluk derecesine bağlı olarak zararlı stres oluşturup hedeflerine ulaşmaktan alıkoyabilir. Eğer endişe yaratan bu durum kontrolsüz bırakılırsa; zararlı stres kişiyi fiziksel olarak hasta edebildiği gibi, kişinin işlevselliğini de etkiler. Zararlı strese maruz kalan kişi enerji azalmasının da etkisiyle, sorumluluklarını başarıyla yerine getirebilmesi için gereken fiziksel, zihinsel veya duygusal kaynaklardan mahrum kalır.

Her birimizin yıllarca deneyimleyerek geliştirdiğimiz, kendimize özgü bir stresle başa çıkma tarzımız vardır. Birimiz endişe uyandıran bir olaya soğukkanlılıkla yaklaşırken, bir diğerimiz daha hassas ve kırılgan olabiliyoruz. Stresle başa çıkmak için izlenen stratejileri incelediğimizde, karşımıza belli davranış kalıpları çıkmaktadır. Birçok kişi sigaraya, yemeğe, alkole ya da birkaçına birden başvurarak geçici rahatlamanın yollarını aramaktadır. Bu durum stresle başa çıkarken geçici bir rahatlama sağlayarak yardımcı olsa da aşırıya kaçıldığında başlı başına bir problem oluşturabilmektedir (bağımlılık, obezite vb.) Bazı kişiler stresle karşılaştığında içine kapanıp pasifleşirken (pasif agresif tutum- dolaylı saldırganlık) , bazıları aşırı tepki (öfke) gösterebilir. Bir başka zararlı alışkanlık ise kişinin strese maruz kaldığında hiçbir tepki göstermemesi ve sıkıntıyı içinde biriktirmesidir(depresyon). Bu durum kişilerin dayanma sınırlarını zorladığından, bir süre sonra hiç beklenmedik olayları dahi stres kaynağına dönüştürebilmektedirler. Bu noktada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, kişilerin stresle başa çıkma stratejisi ne olursa olsun yeterli esnekliğe sahip olabilmesidir. Unutmamak gerekir ki bazen geliştirdiğimiz strateji, belirli bir stres kaynağını çözümlemede yeterli olabilirken, bir diğerinde yetersiz kalabilmektedir.